ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Ermeni Katliamı

Yücel AMİL

23 Mart 2010, 01:30

Yücel AMİL

ERZURUM KİLİDİ MÜLKİ İSLÂM’IN

MEVLAYA EMANET OLSUN ERZURUM

YÜCEL AMİL

 

           

 

            Erzurum sevdamız, tıpkı yâr gibi

                Gelinlik misali, saran kar gibi

                Elhamdüllah Müslüman’ım der gibi

                Erzurumluyum ben Erzurumluyum.Y.A.

            Değerli gönül dostlarım; Ermeni mezâlimi deyince akla ilk gelen şehirlerimizden biriside Erzurum’dur. 12 Mart Erzurum’un Rus ve Ermeni işgalinden kurtuluşunun yıldönümü. Ermenilerle bin yıl beraber yaşamışız onları korumuş kollamışız. İşin içine eller girince fitne fesat başlamış çatışmalar çıkmıştır.

                 Yıllardır batı canı çektikçe, ısıtıp ısıtıp masaya koyduğu soy kırım safsatasını bu sefer de ABD de gündeme geldi. Geçen hafta hiçbir hukuk normuna, teamüle, usule, akla mantığa ve kurala uymayan bir yöntemle Temsilciler Meclisi alt komisyonundan geçirilerek “Sözde Ermeni Soykırımı” tasarısını kabul edildi. Zaten ABD’ denin Eyaletlerinin çoğunda(36’sında) bu saçmalık daha önce kabul edilmişti.

            Yüz binlerce Aztek ve  İnka’yı  medeniyetleri ile birlikte yok eden, Kızılderili, Zenci ve Amerika Kıtasının gerçek sahibi yerlilerini tam bir soy kırımına tabi tutan, soykırımın ağa babası stratejik ortağımız, müttefikimiz, demokrasi modelimiz ve  tam bir devlet teröristi  Amerika bu saçmalığı oylamaya alınca konu Dünya gündemine oturdu. Efendim Büyük Ortadoğu Projesinin baş eş başkanı Ekselans Hüseyin Obama Efendi engel olmak istemiş ve geçmese iyi olurdu demiş. Bir dostun nezih benzetmesiyle “Akrepten bal yapmasını beklemişiz, sokunca feryat ediyoruz”.

            Şimdi vahşi batının büyük küçük ne kadar gazete, televizyon ve haber kanalları varsa bir kampanya başlattı her gün bu safsatayı işliyor.  Şu medeni batının demokratik despotizmine hayran olmamak mümkün değil. İleri sürdükleri tez o kadar güçlü o kadar gerçekçi ki ancak kanunla, tehditle, şantajla, korkuyla kabul ettirebiliyorlar.  Bunlar sözüm ona demokrasinin, bilimin medeniyetin merkezi ülkeler. Bilimsel olmayan safsatalara itibar etmezler, amma ermeni soy kırımı olmadı derseniz size deli gömleği giydirir ve zindana atarlar. Vay sizi gidi demokrat oğlu demokratlar. Yeni bir engizisyon modeli geliştirmiş uyguluyorsunuz.

             Ermeni meselesini biz Erzurumlulardan daha iyi kimse bilemez, anlayamaz, anlatamaz.    Erzurum bin yıldır Türk vatanıdır. Türkmenler XI. yüz yılın ilk çeyreğinde Erzurum’a ayak basmışlar.  Anadolu’daki ilk Türkmen beyliği Erzurum’da kurulmuş. Biz Erzurum’a yerleşmeden önce Ermeniler Erzurum’da yoktur. Daha sonra bu bölgeye yerleştirilmişlerdir.

            Bin yıldır da Ermenilerle beraber yaşıyoruz. Soframızdaki ekmeğimizi, terekteki tuzumuzu, sitildeki süt ve yoğurdumuzu, bakraçtaki aşımızı, güğümdeki suyumuzu onlarla paylaşmışız. Komşu hakkı demiş tattığımızdan yedirmiş, üzüntülerini paylaşmış, düğün ve şenliklerine katılmışız. Gâvur diye hor görmemiş, Ermeni diye aşağılamamışız. Bedava bekçiliklerini ve koruyuculuklarını yapmışız. İtip kakmamışız. Aşağılamamış hakir görmemişiz. Bir zarar görmesinler diye gözümüz gibi koruyup kollamışız.Dinine inancına müdahale etmemiş saygılı davranmışız. Müslüman olduk demişler alıp bağrımıza basmışız. Kızlarına sevdalandığımız olmuş, sevdalımıza türküler yakmış ve nikâhımıza almışız. Namuslarını namusumuz bilmiş korumuş kollamışız.

            Bin yıl boyunca tek bir tane ermeni kadınına, ırzına namusuna halel gelmemiş, kadınına,kızına tecavüz edilmemiş ve ettirmemişiz de. Biz cephelerde kılıç sallamış, kanımızı, canımızı feda ederek onların da mal, can ve namuslarını korumuşuz. Yöresel tabiriyle “Gâvur hakkı ödenemez diye” onların hak ve hukukuna daha çok gözetmişiz. İstedikleri gibi yaşamış istedikleri yeri yurt tutmuşlar. Biz vatan korumanın külfetini taşırken onlar hür yaşamanın keyfini sürmüşler. Sonra ne olmuşta o uysal, uyumlu ve sadık reaya birden bire kudurmuş. Ne zamanki İngiliz gâvuru Ortadoğu’da petrol kokusu almış, nankör Fransız Osmanlı Toprağına göz dikmiş, Amerikan eşkıyası palazlanmış işin içine girmiş vermişler Ruslarla kafa kafaya başlamışlar Osmanlıyı içten içe kaynatmaya. Sırp, Bulgar, Yunan ayaklanmaları, Mısır isyanı ve derken Osmanlının her köşesinde ihanet tohumları yeşermeye başlamış.Bundan sonra, Erzurum’da da olanlar olmuş.

            Erzurum 1828–1918 Tarihleri arasında doksan yılda üç sefer Moskof istilasına maruz kalmış. Çok büyük acı ve ıstıraplar yaşamışız. Tarih boyunca birilerinin kullandığı gibi Ruslar sürekli olarak Ermenileri taşeron olarak kullanmıştır.

            1827–1828 Osmanlı Rus harbi olmuş, Erzurum’un bazı yöreleri savaş tazminatı olarak Ruslara verilmiş. Erzurum’dan Batıya ilk göçler 1827 de başlamış. Daha sonra “93 Harbi” (1877–1878 Osmanlı Rus Savaşı) ve “I. Dünya Savaşı” ve “Kaça Kaçlık”. Bu gün; Yozgat, Tokat, Amasya, Kayseri, Ankara ve Adana gibi bazı illerdeki Erzurumlu Dadaşlar yaklaşık iki asır önce başlayan bu göçlerin mağdurlarıdır.

            Ermenilerin Türklere saldırı ve katliamları işte bu Rus işgalleriyle başlamıştır. Bu asırlarda Osmanlı ordusu yedi cephede yetmiş iki düvele karşı savaşmaktadır, Türkün eli silah tutan tüm gençleri başka cephelerde silah altındadır. İç güvenliği sağlayabilecek yeterli kolluk kuvveti yoktur. Bir yanda cephelerdeki harp diğer yanda yoksulluk, sefalet, salgın hastalıklar ve eşkıya baskısı ile halkın mecali kalmamıştır. O güne kadar koruyup kolladığınız, köylünüz, komşunuz vatandaşınız, hısımınız birden bire kudurmuş. Ermeni komitacıları Taşnak ve Hınçak terör örgütlerini kurmuşlar. Tıpkı bu gün komşu ve müttefiklerimizin himayesinde köylerimizi basan bebek katili PKK’lılar gibi. Ermeniler Rusların destek ve himayesinde, ABD,İngiliz,Yunan ve Rusların verdiği silah ve mühimmatla çeteler kurmuş köylere baskınlara başlamışlar. Bölge Rus işgalindedir. Bölgedeki ahali yaşlı herifler, kadın ve çocuklardan müteşekkildir. Yani düşmana ve hainlere karşı savaşacak direnecek kimse yok, güç yok, silah yok.

            Ermeni militanları Rus askerinin himayesinde Türklere saldırıyor. Urus; mavzer ve kasaturayı veriyor ermeni kopillerin eline salıyor savunmasız Müslüman’ın üstüne. Git şu köyü bas diyor! Türklerden bir direniş olursa müdahale ediyor. Eğitim görmüş düzenli ordularda yetişmiş askerin belli bir edebi vardır. Merhameti vardır. Kural ve kaide bilir. Çapulcunun, teröristin merhameti olmaz. Ahlakı, adabı olmaz. Bütün hüneri imha etmektir. Korkaktır, korkusundan öldürür, yaraladığını sağ bırakmaz. En kolay öldürme şekli eli kolu bağlı kurbanlıkları yakmak ve toplu imha etmektir. Ruh hastası Ermeni komitacılar öncelikle din değiştirmiş Müslüman olmuş Ermenileri öldürürler. Sonra kapı bir eski komşularına saldırıya geçmiş masum insanları kirletmiş, yaşlı –genç, kadın-erkek, çoluk-çocuk demeden binlerce insanı akıl almaz muamelelerle katletmişlerdir.Zaman zaman nefsi müdafaa sonucu öldürülen Ermeni militanları da olmuştur ama masum ermeni vatandaşına dokunulmamıştır.

            Tehcir olayına gelince; yıllarca koruduğunuz kolladığınız insanlar sizin günahsız, savunmasız halkınızı toplu halde katlediyor, düşmanınız safına geçmiş size kurşun sıkıyor.Ne  soydaşlarınızı, nede bu çetelere uymayan onlarla işbirliğine girmeyen Ermenileri koruyamıyorsunuz. Tek çıkar yol bu kitleyi o bölgeden uzaklaştırmaktır. Eh Osmanlıda bunu yapmıştır. Hem de tüm imkansızlıklara rağmen bir güvenlik koridorunda iaşe ve ibatesini sağlayarak. Tabii ki yollarda tifo, tifüs, kolera ve benzeri salgın hastalıklardan ve değişik sebeplerden ölenler olmuştur. Osmanlının 3.Ordu Kumandanı Hafız Hakkı Paşa bile tifüsten ölmüştür. Tehcir esnasında tabii afet ve salgın hastalıklardan ölen Ermeniler olmuştur ama bugün  ölen Ermeni sayısını ifade etmek için verilen rakamlar gerçek dışıdır ve çok çok abartılıdır.

            Peki,aynı yıllarda bizim göçümüz nasıl olmuş dersiniz. Devlet destek vermiyor, hiç bir  güvenceniz yok. Yokluk ve yoksulluk içindesiniz.Para pul, iaşe, ibate  ve  yol güvenceniz yok. Doğup, doyup büyüdüğünüz. Ekip, biçtiğiniz.Taşına toprağına terinizi kanınızı ve duygularınızı kattığınız.Dağıyla, taşıyla, ağacıyla kuşuyla tanışıp kaynaştığınız kısaca vatan yaptığınız topraklardan çıkıp gitmek o kadar kolay mı zannediyorsunuz? Yolda Ermeni’si, Pontus’u, çetesi ve eşkıyası her türlü müsübet başınızda, korumasız kafilenize saldırıp duruyor. Bir çift öküzün çektiği kağnı arabasıyla kaç kaçabilirsen. Her köşe başı, her dağ eteği, her dere yatağı sizin için risktir, ölümdür tehlikedir. Siz, doğurduğunuz kucağınızdaki çocuğunuzu Ermeni çetelerinin  eline geçmesin diye suya atmanın ne demek olduğunu anlayabilirimsiniz!...

            Biz ermeni meselesini ne kitaplardan ne tarihi belgelerden okuyup öğrendik Erzurum’da istisnasız her aile Ermeni katliamından zarar görmüştür.Bizim kuşak Türklere yapılan korkunç zülüm ve işkenceleri bizzat canlı şahitlerinden dinlemiştir. Bizim arşivimiz, laboratuarımız,tarihimiz okulumuz hala dünyanın en büyük en güçlü imparatorluğu olan ailemizdi. Ermeni yandaşları hangi teraneyi çalarlarsa çalsınlar. Biz bu hüznü ninnilerimize yansıyan melodilerle, beşiklerimizde dinledik. Türkülerimizde, ağıtlarımızda  ermeni zulmü vardır. Çocukların oyun tekerlemelerinde Urus gibi zalim, ermeni gibi merhametsiz figürleri yer alır. O kadar acı ve ızdırap çekmişiz ki bu kültürümüzün, folklorumuzun, rüyalarımızın ve korkularımızın en büyük motifi olmuş. Ozanlarımız, şairlerimiz binlerce türkü yakmış, şiirler ve destanlar yazmışlar.

            Bilmem bilir misiniz? Meşhur bir ağıtımız vardır. Erzurum’dan göçü anlatır. “ Göç göç oldu göçler yola dizildi” diye başlar. Dadaşım O kadar perişan ve çaresizdir ki haline,ahvaline,umuduna çıkış yolu bulamaz ve bunu “Ağam nerden aşar yolu yaylanın” diye feryat figan eyler.“Zalim Moskof yaktı benim evimi” “Muhacirlik büktü benim belimi” diye düşmanına kargışlar eder. Bu kervanda her dadaşın mutlaka bir kanı, canı ve yakını vardır.

            Erzurum’da; Ermeni komitacılar Rus ve batının tahkimatıyla yakmış, yıkmış, katletmiş akla hayale sığmaz ahlak dışı edep dışı işkenceler yapmıştır. Tıpkı günümüzde; Karadağ’da, Bosna Hersek’te ve Irak’ta olduğu gibi.Amma dadaşım hayasından, utancından arından,gururundan bir çok şeyi  Aras’a yüklemiş ve Hazar’a gömmüştür. Yüksek dağların buzullarına, kayalıklarına ve derin kuyularına  saklamış arkasından ağıtlar yakmış, ezgiler dizmiştir.

            Bunlar Erzurum’dan göçlerin kaça kaç’lığın yazılmamış romanı, şiirsel destanı, dadaşın feryadı ve figanıdır.. Maniler,ninniler,değişler türküler çekilen acıların ağıtına yansıması duygu patlamasıdır. Ezgileri dinler için için ağlarız. Dadaş; “Düşman indi Ilıcanın düzine, Geri döndüm şehir çarptı gözüme, Kanlı Aras damarında kan gizler. Ak toprak beyaz gerdan, nev-civan kızlar.Ağam nerden aşar, yolu yaylanın?” ağıtını söylediğinde dedesinin,ebesinin, babasının akıtılan kanından Aras’ın kıpkızıl aktığını hatırlar ve göz yaşlarına hakim olamaz. Dadaş için, kıp kızıl akan, kanlı arasın manası budur işte..          

            Rüstem amcam yedi sene Urusta esir kalmıştı. Mehmet amcam hem Çanakkale hem Sarıkamış harekatına katılmış bir gaziydi. İsmail dedemiz Yemen’de mi yoksa Sarıkamış’ta mı şehit oldu  bilmiyoruz? Ama onun hatırasına oğlunun ismi Yemen’di. Annemin “Kuş Nene” lakabı “Kaça Kaç’lıkta” Kara Mağara’da gizlendikleri günlerin hatırasıydı. Anamın dayısı Gazi Ahmet Çavuş sırtında, Urusun şarapnel parçaları ve kemiklerinde Ermeni kurşunları ile defnedildi.

            O günleri yaşayanlar o günleri anlatırken hüngür hüngür ağlar gözyaşlarına hakim olamazdı. Sulh zamanında gariptir, kimsesizdir, komşudur, komşu hakkıdır diye besleyip gözettikleri, sefil süklüm, püklüm kapı bir komşu çocukları Urus’tan güç alarak canavar kesilmişlerdi.Türkün güvenlerine, merhametine, hoşgörüsüne,misafirperverliğine ihanet etmişlerdi. Gazi Ahmet Çavuş, Ermeni işgalinde Kara Halit Paşa ile  Erzurum’a ilk girenlerdenmiş. Şehre yaklaştıklarında yağan kara, yoğun kışa rağmen beş yüz metreden yakılan insanların et kokusu duyuluyordu diyor. Camiye doldurup çoluk çocuk kadın erkek dökmüş gaz yağını vermişler ateşi, geçmiş karşısına camiden çıkanı kurşunluyorlar. Caminin kapısından oluk gibi kan ve yağ akıyor. Bu vahşet kaç gün devam etmiş bilemiyoruz ama yollar kan ve yağdan otuz kırk santim buz bağlamış. Hamile kadınların karnındaki bebeği çıkarıp öldürüyorlar.Böyle bir vahşet tarih boyunca Dünyanın hiçbir yerinde yaşanmamıştır.. Bu bir kaç yerde veya sadece şehir merkezinde değil Erzurum, tüm ilçeleri, kasaba ve köylerinde aynı vahşeti yaşamıştır. Bu gün Erzurum’un neresinde toprağı yarım metre kazsanız Ermeni canilerin katlettiği Türk Cesetleriyle karşılaşırsınız.

            Erzurum ilklerin şehridir. İlk Türkmen beyliği Erzurum’da kurulmuşu.İzmir işgal edildiğinde ilk nümayiş Erzurum’da yapılmış. Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri  Erzurum’da atılmış.PKK terör örgütü en kanlı eylemlerini gerçekleştirdiği günlere de ilk ve tek milli refleksi dadaşlar verdi. Dadaş cesaret, yiğitlik ve vatanseverliğin sembolüdür.

            Alvar imamı Muhammet Lütfü Efenin değişiyle; “Erzurum kilidi Mülki İslam’ın,

Mevla’ya emanet olsun Erzurum. Rabbim hıfz eyleye düşman şerrinden. Gazap göstermeye berr ü bahrinden. Husûsâ ki Erzurum'un şehrinden. Mevla'ya emanet olsun Erzurum   sevgi gani, duygu yüce olunca Mehmet Efenin değişi ve anlatımı da muhteşem olmuş.

            Dünyanın bütün Türk-İslam düşmanı haçlı bozuntuları ayağa kalkmış Ermeni Soy Kırımından bahsediyor.Efendim Büyük Ortadoğu Projesinin baş eş başkanı Ekselans Hüseyin Obama Efendide bütün riyakarlığı ve iki yüzlülüğüyle bu karara engel olmak istemiş amma!…diyerek aptal avutuyor.Geçiniz, beyim geçiniz!.. Bir atasözümüz vardır; “Gâvurdan dost, domuzdan post olmaz”. Erzurum’u kimi  Kürdistan,  kimi Ermenistan, kimide vaat edilmiş topraklar içerisinde büyük İsrail haritasında gösteriyorecek, bu haritalar Amerika askeri platformlarında kullanılacak, bizim yerli hainlerde lise ders kitaplarına yanlışlıkla koyacak sonra çıkıp pardon diyeceksiniz.

            İsteyen istediği gibi sınırlar çizsin, ihanet haritalarında istediği yeri istediği gibi Göstersin bakalım.Dadaşım nerede olursa olsun söz konusu; Erzurum olunca, vatan olunca ayranımız kabarır, kar kış demeyiz, Mezararkalı Mevlüt Ağa gibi dağ bayır aşarız vatanı satan ırzı kırıklara da, göz diken hain düşmanlara da gereken tokatı vurur can sağ iken yurt vermeyiz düşmana.                                                                                                                                                                                 10 Mart 2010 /ANKARA                                                  

                                                       Yücel AMİL

  

                                                    FOTOĞRAFLAR

Bu haber 229 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
ALTIN ORAN VE FİBONECCİ SAYILARI26 Ağustos 2010

Okul Radyosunu Dinliyorsunuz

İsmail SEÇGİN
Okul Müdürü

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi